8 Mayıs 2008 Perşembe

Ceviz Kabuğu Dünya

Bu dünya soğuyacak günün birinde,
hatta bir buz yığını
yahut ölü bir bulut gibi de değil,
boş bir ceviz gibi yuvarlanacak
zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.

Nâzım Hikmet

Adına Güneş dedikleri o tuhaf parlaklığın etrafında dört buçuk milyardan fazladır dönüyorum. Kendi etrafımda dönüşlerim bir buçuk trilyonu geçti. Evreni inleten o patlama sırasında meydana geldim. İlkin biçimsiz bir ateş topuydum. Sonra soğudum, kabuk tuttu yüzüm. Milyonlarca yıl geçmesi gerekti şimdiki halime gelmem için. Dağlar, denizler, okyanuslar ve ormanlar oluştu kabuğumda. İlk canlılar üzerimde gezinmeye başlayınca tuhaf olmuş, sevinmiştim. Sevmiştim üstelik onları. Nerden bilebilirdim ki içlerinden bir türün canıma okuyacağını.

İki ayakları üzerinde yürümeye başladıklarında diğer canlılardan farklı olduklarını anlamıştım. Sürekli bir şeylerle uğraşıyorlardı. Hayvanlarla mücadelelerinde üstünlük sağlayacak duruma geldiklerinde onlar adına sevinmiştim. Ardından birbirlerine karşı üstünlük kurma yarışına girdiler. Bu yarışın onların da ve benim de sonumuzu getirecek derecede ileri gideceğini düşünmüyorlardı.

Mağaralardan çıkıp evler yaptılar, yapıları beni bile şaşırtıyordu.. Her geçen gün daha da çoğalıp çeşitli yerlere dağıldılar. Tek tek birbirlerini öldürmelerine alışmıştım ama binlercesinin toplanarak birbirlerini öldürmelerinden ürküyordum. Kılıçlarla mızraklarla birbirlerinin üzerine yürüdüler durmadan. Bense olanları çaresizce seyretteim. Bir keresinde ayın gölgesi yüzüme vurunca bu olaydan etkilenip savaşmaktan vazgeçtiler. Ama bu sonraki savaşları durdurmadı hiç.

Yüzüme tel örgüler çektiler. Savaşlarının, birbirlerini öldürmelerinin nedeni kimi zaman bu tel örgülerin yerleri, kimi zaman da kabuğumun altından çıkarılanları paylaşamamalarıydı. Oysa hepsine yetecek kadar yerim ve kaynaklarım vardı ama eksik olan şey içlerindeydi sanırım. Silahlar, bombalar ürettiler durmadan. Bağrıma mayınlar yerleştirdiler. Derimin altına zehirli variller... Yangınlar çıkarıp ciğerlerimi dağladılar. Masmavi okyanuslarım, denizlerim vardı, kirletmelerinden önce.. Havayı öylesine mahvettiler ki nefes alamaz oldum. Daha ne kadar dayanırım bilemiyorum. Günün birinde öylesine duracağım durduğum yerde. İşte o vakit boş bir ceviz gibi yuvarlanacağım zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız

Hiç yorum yok: